Kapadokya'nın En Güzel Köyleri
Kapadokya'ya ilk gidişimde herkesin yaptığı hatayı yaptım: iki gece Göreme'de kaldım, balona bindim, Açık Hava Müzesi'ni gezdim ve "gördüm" diye döndüm. Oysa bölgenin asıl karakteri, vadilerin arasına sıkışmış, taş evlerinin bir kısmı hâlâ kayaya oyulmuş küçük köylerde saklı. Sonraki gidişlerimde araba kiralayıp Ürgüp'ün, Ihlara'nın, Soğanlı'nın çevresindeki köylere dağıldım ve Kapadokya köyleri seyahat planımın merkezini otellerden değil vadilerden kurmaya başladım. Aşağıda kendi denemelerimden, yanlış çıkan tahminlerimden ve işe yarayan rutinlerimden çıkardıklarımı anlatıyorum.
Hangi köyler gerçekten değer? Kendi kısa listem
Bölgede "köy" dediğimiz yerlerin bir kısmı artık turizmle iç içe, bir kısmı ise günü kendi hâline bırakmış durumda. İkisinin de yeri var; mesele hangisini ne zaman ziyaret ettiğiniz.
- İbrahimpaşa: Ürgüp'e çok yakın, ama vadiye bakan taş köprüsü ve sessizliğiyle bambaşka. Akşamüstü ışığında oturup vadiyi seyretmek için en sevdiğim yer.
- Mustafapaşa (Sinasos): Rum mimarisinin taş işçiliği hâlâ ayakta. Kapı üstü kabartmalarına bakarak sokak sokak dolaşmak tek başına yarım gün eder.
- Ayvalı: Vadi tabanına kurulu, bahçeleri ve güvercinlikleriyle çok "yaşayan" bir köy hissi veriyor.
- Çavuşin ve Ortahisar: Kayaya yapışmış eski evler, terk edilmiş mahalleler; fotoğrafçılıkla ilgilenen biri için altın madeni.
- Soğanlı: Kayseri tarafında, Kapadokya'nın turist yoğunluğundan uzak. Vadideki kaya kiliseleri ve bez bebek yapan kadınlar burayı ayrı bir yere koyuyor.
- Güzelyurt ve Selime: Aksaray tarafı. Ihlara Vadisi yürüyüşüyle birleştirilince tam gün bir program çıkıyor.
Yer altı şehirleri konusunda da bir uyarım var: Kaymaklı ve Derinkuyu popüler olduğu için özellikle öğle saatlerinde koridorlarda sıra oluyor. Ben Özkonak'ı ve Mazı'yı tercih ediyorum; daha küçük ama nefes alabildiğiniz, rehberli anlatımı daha rahat dinleyebildiğiniz yerler. Dar geçitlerde eğilerek yürümek gerektiği için diz problemi olan biri varsa grupta, bunu baştan hesaba katın.
Ulaşım: araba mı, dolmuş mu?
Nevşehir ve Kayseri havalimanlarının ikisi de kullanılabilir; Kayseri'ye uçuş seçeneği genelde daha bol, ama merkez köylere mesafe biraz daha uzun. Göreme–Ürgüp–Avanos üçgeni arasında dolmuşlar işliyor ve bütçeyi ciddi biçimde rahatlatıyor. Ancak İbrahimpaşa, Ayvalı, Şahinefendi gibi köylere gitmek istiyorsanız dolmuş saatleri günde birkaç sefere düşüyor; öğleden sonra dönüş bulmak sorun olabiliyor.
Benim pratik formülüm şu: iki gece bir köy pansiyonunda araçsız kal, sonraki iki gün için araba kirala. Yakıt ve otopark maliyeti çıkıyor ama Soğanlı, Ihlara ya da Çat Vadisi gibi noktaları aynı günde birleştirmek ancak böyle mümkün. Bütçeyi kalem kalem çıkarmak isteyenler için sitede ulaşım ve bütçe planlamasını ayrı ayrı ele aldığımız bir yazı da var; oradaki günlük ortalama hesabı Kapadokya için de büyük ölçüde geçerli.
Konaklama: mağara oda şart mı?
Kayaya oyulmuş odada bir gece geçirmek deneyimin parçası, buna katılıyorum. Ama iki şeyi bilerek gidin: taş, gündüz sıcağını içeride tutmaz, yani serin olur; ve pencere küçük olduğu için gün ışığı azdır. Nem hissine karşı hassassanız, vadi tabanındaki yerine yamaçta, teraslı bir oda tercih edin.
- Köy pansiyonu: Ailenin evinin bir bölümü. Kahvaltı genelde bahçeden gelir, fiyat en makul seviyede.
- Butik mağara otel: Ürgüp, Uçhisar ve Mustafapaşa'da yoğun. Manzaralı teras için ekstra ödüyorsunuz.
- Ev kiralama: Kalabalık grup ya da ailelerle gidiyorsanız kişi başı maliyeti en çok düşüren seçenek; mutfak kullanımı da büyük avantaj.
Rezervasyonu erken yapmakta ısrarlıyım. Balon uçuşlarının yoğunlaştığı bahar ve sonbahar haftalarında köylerdeki küçük pansiyonlar bile doluyor. Konaklama türleri arasındaki farkları daha ayrıntılı karşılaştırdığımız yazıya bakarsanız, hangi tipin sizin seyahat temponuza uyduğunu daha net görürsünüz.
Sofra, mevsim ve küçük ayrıntılar
Kapadokya köylerinde yemek konusunda beni en çok şaşırtan şey, menü diye bir şeyin olmayışıydı. Pansiyonlarda akşam yemeği "bugün ne varsa" mantığıyla çıkıyor: testi kebabı, tandırda pişmiş et, bulgurlu köfteler, bağ bozumu dönemiyse üz