Kuzey Kıbrıs'ın Sakin Köyleri
Kuzey Kıbrıs'a ilk gidişimde herkesin yaptığı hatayı yaptım: Girne limanında iki gün, kumarhane otellerinde bir gece, sonra havalimanı. İkinci gidişimde kiralık arabayla Beşparmaklar'ın kuzey yamacına saptım ve adanın asıl karakterinin sahil şeridinde değil, taş evlerin sokağa taştığı köylerde durduğunu anladım. O günden sonra bu adaya hep aynı sebeple döndüm: Kuzey Kıbrıs köy seyahati, denizle kırsalı aynı günde yaşamanıza izin veren, Türkiye'de pek benzeri olmayan bir kombinasyon sunuyor. Sabah bir köy fırınında pilavuna yiyip öğlen bomboş bir koya girmek burada abartı değil, sıradan bir program.
Girne'nin arka bahçesi: dağ eteğindeki taş köyler
Girne'den içeriye, dağa doğru yalnızca on beş dakika çıktığınızda tabelalar değişiyor. Karaman (Karmi) bunun en net örneği; dar sokakları, boyalı ahşap kapıları ve dağa asılı teraslarıyla neredeyse bir Ege köyünü andırıyor ama mimarisi tamamen Kıbrıs. Beylerbeyi ise manastırıyla ünlü olduğu için biraz daha kalabalık, o yüzden ben konaklamayı hep bir yukarıdaki Ozanköy'de yapıyorum: geceleri sadece köpek sesi var, sabah kahvaltıda taze nor peyniri geliyor.
Batıya doğru Lapta ve Karşıyaka arasındaki köy içi yolları kullanırsanız, ana karayolundaki inşaat manzarasından tamamen kurtulup portakal bahçelerinin arasından ilerlersiniz. Bu hattın en ucunda, Sadrazamköy'ün ötesinde kalan burun kısmı benim adadaki en sevdiğim yer: yol asfaltsızlaşıyor, tabelalar bitiyor, sadece rüzgâr ve deniz kalıyor.
- Karaman (Karmi): taş ev mimarisi, dağ manzarası, kahve molası için ideal
- Ozanköy: sakin konaklama, zeytinlikler, yerel fırınlar
- Çatalköy: Alagadi kumsalına yakın, kaplumbağa yuvalama sezonunda geceleri ışık kullanmamak şart
- Kayalar ve Sadrazamköy: az nüfuslu, koylara yürüyerek inilebilen noktalar
Karpaz: adanın en tenha ucu
Eğer "turist görmek istemiyorum" diyorsanız yönünüz Karpaz Yarımadası. Girne'den Dipkarpaz'a araçla üç saate yakın sürüyor ve yol boyunca yerleşim seyrekleşiyor. Dipkarpaz'da konakladığım gece köyün tek bakkalından ekmek, hellim ve domates alıp odanın terasında yemek yedim; başka seçenek yoktu ve gerek de kalmadı. Altınkum (Golden Beach) buradan yaklaşık yarım saat, tabelaları takip ederken toprak yola girmekten çekinmeyin ama sedan bir araçla dikkatli sürün.
Sipahi ve Kaleburnu ise daha küçük, daha içine kapanık köyler. Kaleburnu'nda kahvede oturduğumda yaşlı bir amca hiç sormadan yanıma oturup ada tarihini anlattı; bu adada yalnız kalmak zor. Büyükkonuk'u ayrıca not edin: eko-turizm yönünde bilinçli bir çabası olan, hasır örme ve zeytinyağı üretimi gibi işleri konuğa gösteren bir köy. Ailelerle köy seyahati planlayanlar için de Karpaz'ın atmosferi, çocukların yaban eşeklerini görebildiği ve mesafelerin yorucu ama ödüllendirici olduğu bir program sunuyor.
Ne yenir? Mutfağı bilmezseniz yarısını kaçırırsınız
Kıbrıs mutfağı, Türkiye köylerinde bulabileceğiniz yerel yemeklerden belirgin biçimde ayrılıyor; Akdeniz'in doğusuna özgü bir çizgide. Köy lokantalarında karşınıza çıkacak temel isimler şunlar:
| Yemek | Ne olduğu | Nerede iyi bulunur |
|---|---|---|
| Şeftali kebabı | Gömlek yağına sarılı kıyma kebabı, şeftaliyle ilgisi yok | Köy mangal salonları, hafta sonu |
| Molehiya | Kurutulmuş yaprakla yapılan koyu, yoğun kıvamlı sulu yemek | Ev pansiyonları, ev yemeği veren yerler |
| Kolokas | Yerel bir kök sebzeyle yapılan et yemeği | Kış ve bahar aylarında |
| Pilavuna / gullurikya | Nor peynirli çörek ve bulgurlu köfte | Köy fırınları, sabah erken |
| Hellim ve nor | Izgarası ayrı, çiğ hali ayrı güzel iki peynir | Neredeyse her yerde |
| Samarella | Tuzlanıp kurutulmuş et, meze olarak | Meyhaneler, köy kahveleri |
Tatlı tarafında ekmek kadayıfı ve macun (turunç, karpuz kabuğu reçelleri) öne çıkıyor. Bir de şu pratik uyarı: köylerdeki küçük lokantalar akşam yedi buçuk civarında dolup dokuza kalmadan mutfağı kapatıyor. Geç yemek alışkanlığınız varsa öğle yeme